TADI DAMAĞIMDA KALANLAR

           Anlatılmaz yaşanır denen şeyler vardır yaa.. İşte onlardan bahsedelim... Gelin şehrin buhranından biraz uzaklara gidelim.. Faturaları, interneti, trafiği, gürültüyü bırakalım.. Başlayalım..
           Şehirde yaşıyoruz mecburen.. Bizimde gittiğimiz bir köyümüz var.. Uzaklarda..Sesten stresten uzak biryer.. 
           Nezaman valizler alınır.. Otogara gidilir kıpır kıpır olur içim.. Köyümün minibüsünü gördüğümde huzur kaplar içimi.. Bineriz başlarız yolculuğa.. Uzaklaştıkca şehirden hafiflediğinizi hissedersiniz.. 
         Köye ortadan koca bir yolla girilir.. O yoldayken köyün tam ortasından dikey geçersiniz.. Solda girişte yenilenmiş okul binası karşılar sizi.. Kısa anılar canlanır, bakarsınız yanından geçerken.. Tam karşıda eski belediye binasını görürsünüz boş ve harabeleşmeye başlamış.. Eskiden kasabamızdı, şimdi belediye değiliz artık.. 
        Belediye binasının sağından, küçük beton köprüden geçer minibüs ve üçdörtyüz metre ilerde köy meydanında durur.. Meydanın hemen karşısı kahvehane önünde oturan insanlar bakışır.. Şehirden kim geldi diye.. Minibüsten inince hemen dibimizde, kuruçay ın üzerinde,ikinci bir beton köpdüden karşıya geçersiniz.. Dar, bakımsız, küflenmeye başlamış mavi boyalı demir parmaklıklı köprüden.. 
        Hemen solumuzda cami, onun bitişiğinde eski cami karşılar bizi.. Sağ tarafınızda park kraathanesi ve önünde koca kavak ağacı ve havuzun bulunduğu.. Herkesin park diye tabir ettiği yeşillik alan.. Yaz sıcağında kavakağacının altında içilen çayın tadı tarif edilemez..
       Yol boyu direk tırmanışa geçiyoruz.. Dar bir sokağa giriyoruz.. Karşıda koca bir karaörtü ev.. Onun bitişiğinde iki katlı taş yapı kiremitli ikinci bir ev... 
        Geldik babaocağına... Dışardan merdivenler heyecanla çıkılır.. Mavi giriş kapısından anacığım karşılar.. Eller öpülür sarılınır.. Babam gelir eller öpülür.. İki oda ortada küçük bir salon, salonun arkası mutfak.. 
        Oturma odasında boruları sökülmüş, yazları masa olarak kullanılan kuzine soba, karşıda iki çekyat.. Uzun duvarın dibi yer minderi.. Karşıda duvara tuturulmuş bi televizyon, bitişiğinde enaz 30 senelik bir duvar saati... 
         Oturulur çekyatlara.. Duvarlar çamur sıva.. Beyaz toprak sıva.. İki duvar muşambayla kaplanmış.. Sıcacık güzelbir oda.. 
          Hoşbeş geçilir.. Yere bir sofra kurulur.. Köy yapımı saç böreği.. Dışarıda dört mevsim kurulu eski kuzine soba üzerinde, odun ateşinde yapılmış kızartma ve yemekler.. Taze sulanmış mis gibi köy yufkası.. Doyduğunu anlamadan yersin.. Çayını yudumlarsın.. 
        Sofra kalkar annem duramaz haydi bağa gidelim.. Üst baş değiştirilir.. Annem çay teşkilatını hazırlar.. Aşağıda traktör hazırlanmış.. Yan taraftaki sepete çay semaveri çoktan oturmuştur.. Binilir... Devam edilir.. Köyün içinden çıkılır.. Çay denilen çukur yolun içine girilir.. Etraftaki bağbahçe manzarasına bakarak.. Hoplaya zıplaya tozlu yolda gidilir.. Arkana baktığında geldiğin yolu göremezssin tozdan.. 
         Bağımıza dik bir yoldan çıkılır.. Diğer tarlaların içinden geçerek girilir.. Tam ortada koca bir ceviz ağacı.. Tam karşısında koca bir dut ağacı..dut ağacının altına traktörle girilir.. Annem hemen yaygılar ağacın dibini, çay semaveri ateşlenir.. 
          O ara dalından dut yenir yada mevsimiyse domates... Hemen aşağıda ekilmiş kavunlar.. 10-15 yada 20 santimetre çapında yetişmiş organik kavunlar.. Onlardan kopartıp kucakta biriktirmek anlatılmaz bir zevktir.. Etrafınız üzüm bağı, her omca dan gecerken gördüğün salkımdan, ikiüç tane ala ala yemek.. Bu anlatılmaz.. Elma ağacından bir elma kopartıp üzerinize silip koca bir ısırık alınır.. 
       Püfür püfür esen rüzgarın hışırdattığı yaprak sesleri eşliğinde çayınızı içersiniz.. Muhabbet huzur.. Bir iki saat gezilir dönüş yoluna geçilir.. Aynı tozlu yollardan eve gelinir.. Üst baş değişilir.. Tatlı bir yorgunluk ve huzur vardır içinizde.. O ara anneniz bişeyler bulmuş gelmiş size yedirmeye uğraşıyordur.. Laf arasında yemiş sinizdir bile hatta.. 
       Akşam olur.. Köy camisinde ezan okunur.. Ses okadar yüksektir ki... Ezan sanki evin içinde sanırsınız.. 
        Yer sofrasında yemekler yenir.. Arkasından çaylar içilir.. Muhabbbet, sohbet... Siz hiç konuşmasanız sadece dinleseniz yeter.. Alışık olmadığınız bambaşka konular... 
         İnternet, telefon, televizyon, market, araba, futbol, dizi, film... Hiç birisi yok bu muhabbetlerin içinde.. 
         Akşam olur yeryatağı serilir.. Yazın ortasında yorgan örtünülür.. Açık camlar kapatılır.. 
         Kafanı yastığa koymanla uyuman bir olur.. Sabah ezanının sesiyle uyanırsın.. Gün ışımaya başladığında kuş sesleriyle gün başlar.. 
         Biraz geç kahvaltı yapılır şehirlilerin hatırına..Bakkaldan somun ekmek alınır.. Yufka kızartılır peynir yumurta herbişey var.. İşte orjinal köy kahvaltısı.. 
         Öyle sosyetik köy kahvaltısı gibi herşey serpme israf diz boyu değil.. Hakiki köy kahvaltısı.. 
         Bu anlatılanları yaşamak büyük bir şanstır.. Varsa eğer gidin baba ocağınıza, gönül alın yaşayın... 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAKIN ALDANMAYIN 3

E DEVLET ÜZERİNDEN ÜCRETSİZ MASKE NASIL ALINIR..

TAAHHÜT CEZASI YEMEMEK İÇİN NUMARA NASIL TAŞINMALI?

SAKIN ALDANMAYIN...

HAFTA SONU SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI DETAYLAR..

SAKIN ALDANMAYIN 5

A101 DEN TOSHIBA TELEVİZYON ALINIRMI?

SİZ KORONAVİRÜSE YAKALANMAYABİLİRSİNİZ...

NETSPEED İNTERNET KULLANICI DENEYİMLERİ...

KORONA VİRÜSE KARŞI YAPABİLECEKLERİMİZ...